Türkiye’yi Erdoğan mı yoksa İslami İlluminati mi yönetiyor?

İslam ülkelerindeki her karmaşanın, her akçal ilişkinin arkasında onlar var…

Allah’la aldatıp, “tamamen duygusal” bir imparatorluk kurma peşindeler.

İslami İllumiati’nin temelinde Mısır çıkışlı ünlü Müslüman Kardeşler’in büyük etkisi var. Kahire merkezli örgütün daha sonra İsviçre üzerinden faaliyetlerini sürdürdüğü biliniyor.

Örgütlenme yapıları da aynen hâlâ sır olarak kalan İhvan-ı Safâ’nınkine (Basra’da 10’uncu yüzyılda ortaya çıkmış düşünce akımı. Örgüte mensup bulunanların gerçek kimlikleri, nerede ve ne zaman yaşadıkları hakkında kesin ve ayrıntılı bilgiye sahip olunamadığı için, bu gizli topluluk günümüzde de çok tartışmalı bir konumda bulunmaktadır) benziyor.

Örgüt, faaliyete geçtiği yıllarda laiklik ve demokrasi karşıtı bir tutum benimsiyor ve de aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkede “işbirliği yapılabilecek” kişi veya kuruluşlarla temasa geçiyor.

Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Necmettin Erbakan.

Türkiye’den temasa geçilenlerin başında Necmettin Erbakan ve onun yönettiği Milli Görüş teşkilatı bulunuyor (Bu okuldan gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir zamanlar yaptıkları laiklik ve demokrasi karşıtı açıklanmalar hatırlanmalı).

ABD’li Ortadoğu uzmanı Robert Dreyfuss, İslami İlluminati örgütüne ilişkin şu saptamayı yapıyor:

“Bu örgüt sanıldığı gibi Kuran’ın peşinden giden, İslam için savaşan bir örgüt değil. Örgütün yönetim kadrosunda saygın Türk, Arap ve Pers aileleri bulunuyor. Perde arkasında bulunan bu aileler örgütün tüm mali kaynaklarını kontrol ediyor. Örgütün kontrol ettiği milyarlarca dolar, silah satışı, elmas ve altın kaçakçılığı, petrol ticareti ile sağlanıyor.”

Örgüt, batılı ülkelerin istihbarat servisleri başta olmak üzere birçok gizli servisin yakın takibinde. Örgütün deşifre edilememesinin en önemli nedeni ise söz konusu gizli servislerdeki ve de o servislerin bağlı olduğu ülkelerdeki güçlü (hem parasal hem kullanışlı olma hali) bağlantıları. Örgütün, Arap Baharı’ndan Ortadoğu’daki darbelere kadar birçok konuda batılı hükümetlerle para ve politik güç paylaştığı biliniyor.

Yani İslami İlluminati, ilk başta da söylediğimiz gibi “tamamen duygusal” güç peşinde ve bunu sağlamak için de Allah’la aldatan bir oluşum.

Gelelim Türkiye’ye…

Erdoğan ve AKP’nin 17 yıllık iktidar sürecine şöyle bir bakıldığında, örgütün etkisi, seçimlerden yurt içi ve yurt dışındaki tüm akçal ilişkilere kadar kendisini hissettiriyor.

İki örnek verecek olursak…

Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ben kefilim” dediği Suudi Arabistanlı iş insanı Yasin El Kadı’nın (ki bir dönem ABD’nin ve BM’nin terör listesindeydi) İslami İlluminati’nin önemli isimlerinden biri olduğu söyleniyor.

Yasin el Kadı.

Keza, tank-palet fabrikasının Katarlılara peşkel çekilmesinde de örgüt etken bir rol oynadı.

Peki ya İslami İlluminati’nin Türk vatandaşı olan üyeleri?

Bunun için Erdoğan döneminde en çok kazanan ya da bir şekilde servet transferi yapılan iş insanlarının ilişki ağını çözmek yeterli.

Son söz yerine: Siz hâlâ “Türkiye’yi Erdoğan yönetiyor” diyenlerden misiniz?

1 Yorum

  1. Bakanlar Kurulu Toplantı Salonunun ortasındaki sanduka – piramit – pergel – göz (hergele meydanı gibi) Bir ara onu da gündeme getirirseniz tadından yenmez… Yine Dolmabahçe’deki ; İstanbul’un/Türkiye’nin kalbine saplanmış SÜZER PLAZA’nın sembolik anlamını işlerseniz bahtiyar oluruz 🙂

Bir cevap yazın

Epostanız kesinlikle paylaşılmayacak ve yayımlanmayacaktır.

*

EDİTÖR'DEN

İlluminati onayı!

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, İlluminati’nin en önemli organlarından…

Sayfa Başı