Türk kimliği ve Türkiye’nin gen haritasından çıkan şok sonuçlar

Son yıllarda ardı ardına Türkiye’nin gen haritasını çıkarmaya yönelik araştırmalar yapılıyor. Bu araştırmalarda çıkan sonuçlar, ilk yapılanlarla büyük bir benzerlik taşıması açısından ilginç. Söz konusu araştırmaların hemen hemen tamamına yakını Türkiye Türkleri ile Orta Asya’daki akrabaları arasında genetik bir kardeşlik olmadığını, aksine Rumlarla ve Ermenilerle yakınlık olduğunu ortaya koyuyor (CIA-Mossad oyunu mu).

Evet, son yapılan araştırmaların doğruladığı ilk araştırmaya geçmeden önce, gen haritası çıkarılmasında çok önemli yeri olan haplo-gruplarla ilgili şu bilgileri vermek elzem:

Y-DNA testlerinin sonucuna göre ilk erkek bundan 60 ila 80 bin yıl önce Afrika’da, bugünkü Kenya-Etiyopya civarında yaşadı. Y-kromozomunda meydana gelen her genetik değişim (SNP-Single Nucleotide Polymorphism) bir harf ile kodlanarak ‘Haplo-Grup’ olarak adlandırılıyor. Aşağıdaki kronolojik cetvele baktığımızda görüyoruz ki ilk SNP mutasyon ile BT Haplogrubu oluşuyor. Aradan birkaç bin yıl geçince bir başka genetik değişim CT haplogrubunu oluşturuyor ve bu değişimler dallanarak günümüze kadar devam ediyor.

haplogrup1

Bu ön bilgi ışığında devam edelim…

Ön-Türkler tek bir soydan değil birkaç haplogruptan oluşuyordu. İlk Türk devletlerini kuranlar P, Q, N, R1a, R1b, O ve C3 gruplarına ait insanlardı. Ancak 30–35 bin yıl geriye gidildiğine biyolojik akrabalık söz konusudur.

turkgen1

Proto-Türk dilinin oluşmaya başladığı 3–4 bin yıl öncesinde bu farklı soydan gelen halklar kaynaşmış durumdaydı. Binlerce yıl aynı coğrafyada yaşamanın etkisiyle hangisinin dili diğerine egemen olmuştur bunu belirlemek kolay olmasa da genel görüş Q, N, C3 gruplarının en başından beri Ural -Altay dillerini konuştukları yönündedir. Çünkü bunun aksini kanıtlayacak bir veriye sahip değiliz. Eğer güneyden gelen gruplar proto-Türk dilini kuzeye taşımış olsalardı, o zamana kadar Q ve N gruplarının başka bir dil konuşuyor olmaları gerekirdi. Ancak bu yönde bir kanıt yoktur.

Anadolu’da haplotip araştırması

Türkiye nüfusunun Y-DNA analizi üzerine yapılmış tek kapsamlı araştırmadan elde edilen verileri inceleyebiliriz. Haritada gösterilen 9 bölgeden 523 DNA numunesi üzerinde çalışılmıştır.

(Human Genet. 2004) Cengiz Cinnioglu, Roy King, Thomas Kivisild, Ersin Kalfoglu, Sevil Atasoy, Gianpiero L. Cavalleri, Anita S. Lillie, Charles C. Roseman, Alice A. Lin, Kristina Prince, Peter J. Oefner, Peidong Shen, Ornella Semino, L. Luca Cavalli-Sforza, Peter A. Underhill

turkgen2

1.01 Akyazı, 1.02 Babaeski, 1.03 Bilecik, 1.04 Bursa, 1.05 Canakkale, 1.06 Edirne, 1.07 Erdek, 1.08 Izmit, 1.09 Kırklareli, 1.10 Sakarya, 1.11 Saray, 1.12 Sumnu, 1.13 Tekirdag, 1.14 Yalova; 2.01 Bartın, 2.02 Duzce, 2.03 Gerze, 2.04 Karabuk, 2.05 Kastamonu, 2.06 Safranbolu, 2.07 Sinop, 2.08 Uzuntas, 2.09 Zile, 2.10 Zonguldak; 3.01 Amasya, 3.02 Artvin, 3.03 Bafra, 3.04 Bayburt, 3.05 Giresun, 3.06 Gumushane, 3.07 Mesudiye, 3.08 Ordu, 3.09 Persembe, 3.10 Rize, 3.11 Samsun, 3.12 Surmene, 3.13 Tokat, 3.14 Trabzon; 4.01 Agrı, 4.02 Ardahan, 4.03 Bingol, 4.04 Bitlis, 4.05 Dogubeyazıt, 4.06 Elazıg , 4.07 Erzincan, 4.08 Erzurum, 4.09 Igdır, 4.10 Kars, 4.11 Malatya, 4.12 Mus, 4.13 Pervari, 4.14 Sarıkamıs, 4.15 Tunceli, 4.16 Van; 5.01 Adıyaman, 5.02 Diyarbakır, 5.03 Gaziantep, 5.04 Kilis, 5.05 Mardin, 5.06 Siirt 5.07 Urfa; 6.01 Adana, 6.02 Antakya, 6.03 Antalya, 6.04 Burdur, 6.05 Iskenderun, 6.06 Isparta, 6.07 Mersin, 6.08 Samandag, 6.09 Tarsus; 7.01 Ankara, 7.02 Cankırı, 7.03 Corum, 7.04 Eregli, 7.05 Eskisehir, 7.06 Karaman, 7.07 Kayseri, 7.08 Kırıkkale, 7.09 Kırsehir, 7.10 Konya, 7.11 Nevsehir, 7.12 Nigde, 7.13 Sivas, 7.14 Urgup, 7.15 Yozgat; 8.01 Afyon, 8.02 Aydın, 8.03 Denizli, 8.04 Izmir, 8.05 Manisa, 8.06 Mugla, 8.07 Sandıklı, 8.08 Simav, 8.09 Usak; 9.01 Istanbul

Buradan hareketle Türkiye’deki haplo-gruplar şöyle ortaya çıkmaktadır:

turkgen3

Haplogrup: J2-M172: %24.0, J1-M267: %9.0, I-M170 : %5.3, E3b-M35: %10.7, G-M201: % 10.9, N-M231: %4.0, R1b3-M269: %14.7, R1a1-M17: %6.9, Diğer R1: %3.0

Bölgelere göre haplo-grup dağılımı da şöyle:

turkgen4

Elbette bu sonuçlar kesin rakamlar değildir. Yapılacak yeni DNA testleri bu oranları kısmen değiştirebilir. Ancak bu aşamadan sonra büyük bir sürpriz beklemek doğru olmaz. Çünkü alınan DNA örnekleri yeterince homojen olup Türkiye’nin geneline ait genetik özellikleri yansıtmaktadır.

Ayrıca, National Geographic ile işbirliği içinde genom projesini yürüten “Family Tree DNA” verileri de paralel sonuçlar göstermektedir. Amerika Birleşik Devletleri Texas eyaletinde bulunan “Family Tree DNA — Genealogy by Genetics, Ltd.” dünyanın en zengin DNA veritabanına sahip kurumudur.

Dr. Ömer Gökçümen’in Araştırması

Biyolojik atalar, akrabalık bağlantıları, İç Anadolu bölgesinde dört yerleşim birimindeki kimlik tahmini: Kültürel bağlamda genetik antropoloji incelemesi (Biological Ancestries, Kinship Connections, and Projected Identities in Four Central Anatolian Settlements: Insights from Culturally Contextualized Genetic Anthropology) başlıklı incelemesinde Dr. Ömer Gökçümen, şu sonuçları elde etmişti:

Türkiye’de yaşayan halklar içinde Orta Asya ile en fazla bağı olan Oğuzların Afşar boyudur. 140 DNA numunesi üzerinde yapılan araştırmada Orta Asya’dan geldiği bilinen Göçmenköy’de %13 Q, Eskiköy’de ise %23 N haplogrubu tespit edilmiştir. Türkiye geneli ile kıyaslandığında bu yüksek oranlar gerçekten de bu köylerin Orta Asya ile yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.

turkgen5

Sonuçlar

DNA testi sonucunuz Q, C3, O, P veya N haplogrubuna ait çıktığında bu şu anlama geliyor; Baba tarafından soyunuz 20 bin yıl önce Orta Asya’ya yerleşen ve bir kısmı hala orada varlığını sürdüren insanlara dayanmaktadır. Bundan nasıl bir sonuç çıkarabilirsiniz? Eğer atalarınızın Orta Asya’dan Türkiye’ye geldiği şeklinde bir düşünceniz varsa gen testi sizi doğruluyor demektir.

Ancak unutmayın ki bundan ‘Siz Türksünüz’ anlamı çıkmaıyor. DNA testi ile sadece coğrafi akrabalarınız bildirilir. Hangi milletten olduğunu belirlemek herkesin kendisine kalmış bir yorumdur. Altaylarda yaşayan N haplo-grubundan birisi kendisini pekala Rus olarak da tanımlayabilir.

Diğerlerine gelince; J1, J2, E1b, G2a gibi önemli oranları oluşturan haplo-gruplar zaten Sibirya ile bağlantılı değildir. Test sonucunuz R1b veya R1a ise Orta Asya orijinli olup olmadığınız ancak alt gruplar ve haplotipler analiz edilerek belirlenebilir. Bu da oldukça düşük bir ihtimaldir. R1b ve R1a’nın neredeyse tamamı Anadolu’nun yerli halkları olup çok azı Orta Asya orijinlidir.

Bugün Türkiye’de yaşayan nüfusun en yakın genetik akrabası Ermeniler olarak ortaya çıkıyor.

turkgen6

Türkiye nüfusunda Sibirya ile ilişkili olan C,Q,N ve O’nun toplamı %7.4’tür. Diğer Orta Asyalı haplotiplerle birlikte yaklaşık %9 olarak tespit edilmiştir. (Cinnioglu et al. 2003 — High resolution SNP analysis provides evidence of a detectable yet weak signal <9% of recent paternal gene flow from Central Asia)

Türkiye nüfusunun Orta Asya akrabalığına ilişkin bir diğer araştırma sonucu yine %10 civarındadır.

Milletlerin akrabalık derecesi için de şu tabloya bakılabilir. Burada da Türkiye’de yaşayanların genetik olarak Yunanistan ve İtalya’da yaşayanlarla akrabalığı açıkça görülmektedir:

turkgen7
turkgen8

Son söz niyetine

Orta Asya’da Ural-Altay dillerini konuşan halklardan sadece Türkmenler kendilerini ‘Türk’ olarak adlandırır. Özbek, Kazak, Kırgız, Tatar gibi milletler ise akraba olduklarını bilirler. Birbirinin dilini rahatça anlayan bu halkların herbiri kendisini farklı tanımlasa da kültürel akrabalığın bilincindedirler.

Ülkemizde yapılan temel yanlış, Türkçe’nin Ural-Altay dillerinin genel adı gibi algılanmasından kaynaklanmaktadır. Oysa Türk, Altay lehçelerini konuşan halklardan sadece bir bölümünün adıdır, Türkistan Orta Asya’da bir bölgeye verilen isimdir. Altay dillerinin konuşulduğu coğrafyanın genel adı değildir.

Unutulmamalıdır ki, Orhun yazıtlarında Türk ile birlikte Kırgız, Tatar gibi diğer ulus adları da geçmektedir. Bunların hiçbiri diğerini kapsayan genel bir isim değildir. Bilge Kağan kendisinden Türk, Kırgız’dan ise Kırgız olarak bahseder, Kırgızlarla nasıl savaştığını uzun uzun anlatır. Benzer şekilde Tatarlardan da söz eder. Dolaysıyla “Tatar Türkü” gibi bir ifade bilimsel temelden yoksundur. Tatar coğrafyası tarihte hiçbir zaman Türkistan olarak adlandırılmadığı gibi, Tatar halkı da Türk olarak tanımlanmamıştır.

19. yüzyıl ortalarından itibaren Fransa’dan yayılan etnik milliyetçilik akımı Osmanlı İmparatorluğunu da etkiledi. Osmanlılar ve Selçuklular kendilerini Türk olarak adlandırdılar, çünkü Selçuk Bey bir Türkmen Yabgu’su idi, bugünkü Türkmenistan topraklarından çıkarak İran ve Anadolu’ya yayılmışlardı. Avrupalılar da doğal olarak Osmanlıyı bir Türk İmparatorluğu olarak tanımladı. Devletin gücü ve etkisi büyüdükçe akraba dilleri konuşanlar da “Türk” şemsiyesi altına alınır oldu.

Osmanlı’dan önce hakim olan ulus Tatarlar idi. Cengiz Han’dan sonra kurulan devletler Moğol-Tatar İmparatorluklarına dönüştü. Özellikle Altın Ordu Devletinin karşı konulmaz gücü, Tatar unsurunun Sibirya’dan İskandinavya’ya kadar “hakim ulus” olmasını sağladı. Osmanlı Devleti henüz uluslararası bir ağırlık oluşturmadan önceki tarihi kaynaklar, Tatar dili ile akraba olan bütün etnik grupları Tatar adı altında birleştirirdi. O dönemde yazılan Rus tarih kitapları, Azerilerden bile “Azerbaycan Tatarları” şeklinde bahsetmektedir. Elbette bu ifade de bilimsel değildir, ancak güçlü olan etnik unsurun diğer zayıf akraba toplumların ortak bir çatısı gibi algılanmasının doğal sonucudur.

Bugün gelinen noktada, ideolojik ve romantik yaklaşımlarla bilimsel temelden uzaklaşan “ulus” kavramının yeniden tanımlanması gerekmektedir. Genetik bilimi doğrultusunda yapılabilecek en doğru tanım: “Ana dili Türkçe olan ve kendisini Türk olarak kabul eden herkes Türk’tür.” denebilir.

Ne dersiniz tüm bunlar CIA-Mossad oyunu mu?

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir