Mezarlıktaki esrarengiz kedi

Mezarlıktaki esrarengiz kedi

Çoğu insan ölen yakınlarına ait ruhların hep onlarla birlikte bir yerlerde olduğuna inanır hatta bazıları zaman zaman onları gördüğünü iddia eder. Kimi zaman da ruhların farklı bedenlerde karşımıza çıkarak bizlere birşeyler anlatmaya çalıştıkları söylenir. İşte bu da onlardan biri; birkaç sene önce Aydın Mezarlığı’nda meydana gelen esrarengiz bir olay.

Bayram günü rutin mezar ziyaretini gerçekleştiren bir aile; anne, baba ve genç kız. Aile, mezarlıktaki son ziyaretlerini daha bebekken kaybettikleri ilk evlatlarının mezarına yaparlar. Mezar başında dualar okurken özellikle anne duygusal anlar yaşar, evladını kaybettiğinde diktiği çam fidanı kocaman bir ağaç olmuştur ve ona bakıp iç geçirerek kızına; “Ağabeyin de yaşasaydı böyle kocaman bir delikanlı olacaktı” der.  Gözleri dolan genç kızın yanına bu sırada bir kedi yanaşır, ayaklarına dolanır. Hayvanları çok seven genç kız kediyi sevmeye başlar, kedi o kadar insan canlısıdır ki genç kızın kucağına atlar kendini sevdirir.

Kediyle genç kız arasındaki bu münasebet bir süre devam eder. Ancak baba, daha akraba ziyaretleri yapılacağından biran önce yola koyulmak gerektiğini hatırlatınca ailecek mezarlıktan çıkmak üzere mezarın başından ayrılırlar. Yolda yürürken bir süre sonra kedinin de onlarla birlikte geldiğini farkederler. Bunun üzerine anne, “ taktın yine kedileri peşimize” diye kızına sitem ederken bir yandan da kediyi kovalamak ister ancak kedi yanlarından ayrılmadan yolda onlarla ilerlemeye devam eder.

Mezarlık çıkışına yaklaştıklarında kedi halen onlarla birliktedir. Çıkış kapısına 10 metre kala bir anda biraz önce insan canlısı olan, kendini sevdiren kedi, anne kızın önlerine geçerek saldırgan bir tavırla kabarır. Anne kız bu duruma çok şaşırırlar, biraz öncesine kadar onların yanından ayrılmayan kedi ne olmuştu da saldırganlaşmıştı. Hayvan kabarmaya devam edip aynı zamanda tuhaf sesler çıkarınca anne korkmaya başlar ve bir yandan besmele çeker. Genç kız ise yavaşça kediye doğru yaklaşır ve onu sakinleştirmeye çalışır.

Anne hayvanın kızına birşey yapmasından korkarak uyarmak ister ancak kız annesine dönerek “Korkma anne, ondan bize bir zarar gelmez sadece gitmemizi istemediği için böyle davranıyor çünkü o ağabeyim” diyor. Şaşkınlık ve korkuyla kızına bakan anne “saçmalama olur mu öyle şey!” diyerek söylenirken kız aldırmadan kediyi kuçağına alır ve sanki ağabeyiyle konuşur gibi kediyle konuşmaya başlar. Bayram olduğunu, akrabalarını ziyaret edeceklerini, onu çok sevdiklerini ama gitmek zorunda olduklarını söyleyerek kediye yani ağabeyine veda eder ve uzaklaşarak arabalarına binerler. Kedi ise çıkış kapısında kalarak araba gözden kaybolana kadar arkalarından bakar. Sonrasında genç kız bu olayı bir hocaya danışır ve mezarlıktaki kedinin ağabeyinin ruhunu taşıdığına inandığını, bunun olup olamayacağını sorar. Hoca, genç kıza bu tip şeylerin olabileceğini, kaybettiğimiz sevdiklerimizin ruhlarının farklı bedenlere bürünerek yaşayanlara göründüklerini söyler.

Acaba gerçekten mezarlıktaki esrarengiz kedi, ölen bir ruhun bedene bürünmüş hali miydi yoksa genç kız mı öyle yorumlamıştı?

Etiketler: ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir