Erdoğan’ın Öcalan’la birlikte yediği hurmalar

Erdoğan’ın Öcalan’la birlikte yediği hurmalar

Sözde çözüm sürecine ilişkin tutanaklar yayımlandıkça, Recep Tayyip Erdoğan’ın yalanları, Türkiye’yi içine soktuğu durum, sürecin samimiyetsizliği bir bir ortaya çıkıyor. Öyle ki, tutanaklara göre terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan, “Erdoğan’ı sınırlayan tek güç benim” derken, Recep Tayyip Erdoğan ise “Apo ile anlaşmışım, her şeyi yapacağım” sözlerini sarfediyor. İşte o tutanaklardan detaylar (Kopyalayın, yapıştırın, kayıt edin. Bir gün lazım olur): 

Öcalan: Tayyip’i sınırlayan tek adam benim

26 Haziran’da TBMM’ye sunulan ve 10 Temmuz’da kabul edilen çözüm sürecinin çerçevesini belirleyen yasanın Meclis’ten önce İmralı’da Abdullah Öcalan’a sunulduğu, Öcalan’ın yasanın kısa bir süre içerisinde çıkmaması durumunda “savaş çıkacağı” ifadelerini kullandığı öğrenildi.

HDP heyetinin İmralı’ya yaptığı ziyarette Öcalan, henüz Meclis’e sunulmamışken yasa tasarısını kendi dosyaları arasından çıkarak Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ve İdris Baluken’den oluşan HDP heyetine okuyor. Tutanaklar şöyle:

ÖNDER: Dün Başbakanlık binasında Beşir Atalay, Efkan Ala ve Bekir Bozdağ ile son gelişmeleri değerlendirdik. Toplantının sonuna doğru Hakan Bey’i de çağırdılar. Toplantımız onunla beraber devam etti. Size bir sunum yaptıklarını ve sizin de önemli ölçüde onayladığınızı, ortaklaştıklarını söylediler. Son gelişmelerin tam da bu ortaklaşma üzerine gelmiş olmasının kendilerini kaygılandırdığını söylediler. (…) Biz ortaklaşma kısmı, sizinle ortaklaşmaları ve size dönük aktardıkları bilgileri bizzat sizden duymamızın esas olduğunu söyledik ve onlar da süratle bu görüşmeyi kararlaştırdılar.

ÖNDER: (…) Başkanım, burada yol haritası, takvimlendirme ve çözüm önerisiyle size bazı sunumların olması gerekiyordu. Onlarla ilgili bir gelişme var mı?

ÖCALAN: (Dosyadan iki kâğıt çıkardı) Elimde belge var. Size okuyayım. Bu belge hayata geçmeli. Eğer uygulanırsa bu çerçeve yasasıdır. Devrim niteliğindedir. Ortadoğu devrimine de kapı aralayacak, o kadar önemlidir. Bana doyurucu geldi. Size okuyup ayrı ayrı fikirlerinizi alacağım. (…) (Tasarıyı okuduktan sonra) Bu taslak size nasıl geldi, ayrı ayrı düşüncelerinizi almak istiyorum.

ÖNDER: Bir sorun var, muhataplık meselesi tarif edilmemiştir. Bu bir eksiklik gibi duruyor.

ÖCALAN: O husus 5. maddede düzenlenecek.

ÖNDER: Başkanım, 5. madde uygulama maddesidir, şekli bir maddedir, yani tekniğine ilişkin bir maddedir. Muhataplık meselesinin 2. maddede düzenlenmesi daha isabetli ve yerinde olur. (Sırrı eğilerek elindeki belgeye baktı) Başkanım, bu 5. maddenin altı boş, buraya hangi ceza maddelerinin muaf tutulacağı tek tek yazılmalı.

ÖCALAN: Doğru.

ÖNDER: Bunun dışında bana geliştirilebilir, doyurucu bir başlangıç duygusu verdi, bunun üzerine konuşabiliriz.

BALUKEN: Başlıktaki ve içerikteki terör tanımlaması sorunludur. Terör yerine şiddet kavramı kullanılması psikolojik açıdan daha olumlu bir etki yaratır.

ÖCALAN: Bu konuyu ben de böyle düşündüm, ama oraya çok takılmamak lazım. Terör Türkçe değil, Fransızcadır; çatışma denilebilir, şiddet denilebilir, bunlar önemli değil.

BULDAN: 2. maddenin c bendinde ‘görüşme’ yerine müzakere denilmesi daha doğru olur. Zaten siz de önermişsiniz.

ÖCALAN: Yani 20-25 gün var şurada. Şimdi siz hemen buradan çıkar çıkmaz Ankara’ya gidip Beşir Bey, Efkan Bey ve diğer muhataplarınızla görüşeceksiniz. “Apo ile oyun olmaz, bunu aylarca bekleyecek halimiz yok” diyeceksiniz. Bu haliyle bile kabul edebiliriz ama Meclis kapanmadan bunun çıkması lazım, yoksa ben bilmem

YETKİLİ: Sayın Başkan, bu süre konusunu bu şekil sınırlandırmazsanız, bunu muhataplarıyla görüştükten sonra ifade etseniz daha yerinde olmaz mı?

ÖCALAN: Cumhurbaşkanlığı seçimi olmadan öncesinde çıkması lazım. Bunu Kandil’e de söyleyin, azami Haziran sonuna kadar çıkması lazım, çıkmazsa ben garanti veremem. (…) AKP tekrar uyduruk nedenlerle karşı çıkar ve bunu kabul etmezse tam bir savaş çıkar. Kandil’e de şunu söyleyin: Bu son Lice olayları benzeri hadiseler durumu zorluyor. Biz ciddi bir çalışma içerisindeyiz. Bur kargaşa, araba yakmalar, yol kesmeler… en azından ay sonuna kadar kesinlikle durmalı.

ÖCALAN: (…) Basından okuyorum. Mehmet Altan ve benzerleri bana demokrasiyi öğretiyor, (gülerek) ilginç değil mi? Babası, oğlu, torunu hepsi birlikte yazıyor, “Erdoğan’ı Türk halkının başına bela eden adam Apo’dur” diyorlar. Dehşete düşüyorum. Onlara söyleyin Tayyip’i sınırlayan tek adam benim. Bunu nasıl anlamıyorlar?

AKP, CHP ve HDP’nin desteğiyle kabul edilen yasa üzerinde Genel Kurul’da yapılan görüşmelerde İmralı’da dile getirilen bazı öneriler doğrultusunda değişiklik yapılması dikkat çekti. Yasanın 2. maddesinin başlığı “Uygulama, izleme ve koordinasyon” olarak düzenlendi. Görüşmeleri yürütecek kişilerin hukuki sorumsuzluğuyla ilgili maddede yapılan değişiklikle, hukuki sorumsuzluğun yasanın hangi maddelerini kapsayacağı ayrıntılı olarak ifade edildi.

Erdoğan: Apo ile anlaşmışım. Her şeyi yapacağım

Tutanaklara göre Gezi olaylarından sonra  HDP’nin İmralı Heyeti’nden çıkarılan Sırrı Süreyya Önder’in heyette olması için Abdullah Öcalan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile görüştü. Bunun üzerine HDP heyeti dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüşerek durumu değerlendirdi. Bu görüşmeden sonra Ekim 2013’te dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Önder’i davet ederek bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme üç saat sürdü ve Erdoğan’ın yanında sadece Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan bulunuyordu. Bu görüşmede, 25-30 dakika ‘Gezi’ konuşuldu. Görüşmeden sonra Önder’in tekrar heyete dahil olması kabul edildi.

Mezopotamya Yayınları tarafından kitaplaştırılan ‘İmralı Notları’nda, Önder, bu görüşmenin detaylarını Öcalan’a aktarır.

Buna göre; 9 Kasım 2013’te İmralı’ya giden BDP heyeti içerisinde yer alan Önder ile Öcalan arasında şöyle bir diyalog geçer:

Önder: Ben Başbakan’a dedim ki, “Şimdi ben heyete girersem Kandil’e de gideceğim. Siz süreç hakkında ne düşünüyorsunuz, neleri yapmayı planlıyorsunuz” diye sordum. O da bana “Cemil’e (Bayık) söyle, bana meydan okuyup durmasın” dedi.

Öcalan: (Gülerek) Türk işi kabadayılık! Cemil’i ben uyaracağım, Başbakanı da siz uyarın. Bu işler bu üslupla olmaz.

Önder: Başbakan devam etti: “Bana ne yapacağımı soruyorsun, söyleyeyim. Her şeyi yapacağım. Bir zamanı var ve bu konuda Apo ile de anlaşmışım. Tek bir kırmızıçizgim var, o da Suriye’dir. Orada Kuzey Irak benzeri bir yapılanmaya asla izin vermeyeceğim” dedi.

Öcalan: (Sinirlenerek) Sen de ona söyle: Biz de merkezi Suriye devleti içinde Kürtleri asla eritmeyeceğiz. Bu da bizim kırmızıçizgimizdir!

Aynı görüşmenin devamında Suriye ve Rojava konusu tekrar gündeme gelir. AKP’nin Rojava politikasını eleştiren Öcalan, şu değerlendirmelerde bulunur:

“Anti-Kürt ittifakı sürdürülürse savaş kaçınılmaz olur. Ben onlara da, (devlet heyetine) Suriye’de beraber ittifak yapalım, dedim. Davutoğlu iki yıl kaybettirdi. Duvar neden örülüyor; (Rojava sınırında örülen duvar) çılgın mısınız? Tel örgüler neden örülüyor? Mayınlar niye döşeniyor? Çılgın mısınız? Tek istekleri Kürtlerin orada güç olmaması. Ama Kürtler orada olmasa faşist bir rejim oluşur. Nasıl bir çılgınlıktır bu? Sen oraya tel örgü dikmek yerine sınırları kaldırmalısın. Var olanları sökmelisin. El Nusra vb. çeteleri destekleyeceğine niye bunları görmüyorlar? Davutoğlu’nun çevresinde karışık insanlar var. Suriye’de Kürtler olmazsa süper faşist bir güç oluşur.”

HDP Heyeti de, Ankara ve İmralı’da yaptığı görüşmelerde Rojava konusunu sürekli gündeme getirir ve bu konudaki gelişmeleri Öcalan’a aktarır. Nitekim 12 Aralık 2013’te HDP Heyeti Ankara’da MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile bir görüşme gerçekleştirir. Bu görüşmede ele alınan bir konu da, yine Suriye-Rojava. 11 Ocak 2014’te İmralı’ya giden Heyet, görüşmenin içeriğini Öcalan’a aktarır…

İdris Baluken: Rojava konusunda olması gerekenleri tartıştık. Türkiye’nin Suriye ve Rojava politikasının çöktüğünü ifade ettik. Çetelere verilen desteğin kesilmesi ve sınır kapılarının açılması, sınır duvarları ve mayınların kaldırılması, PYD’ye düşmanlık yaklaşımından vazgeçilmesi gerektiğini ifade ettik.

Öcalan: Evet. Bu konular önemlidir. Bu konuda neler söyledi? Dışişlerinin politikalarına nasıl yaklaştı?

Baluken: Bizim görüşmeden edindiğimiz izlenime göre dış politikanın başarısızlığını onlar da kabul ediyor. Rojava konusunda dışişlerinden farklı düşündüklerini ifade etti. PYD’nin yaklaşımının yanlış olduğunu söyledi.

Aynı görüşmenin ilerleyen bölümlerinde, Rojava savunma güçlerinin çete saldırılarına karşı elde ettikleri başarılar Öcalan’a aktarılır. Öcalan, “Kutluyorum. Selamlarımı iletin. Akçakale’nin karşısındaki (Tel Abyad’ın IŞİD’in eline geçmesi) çatışmayı da anlamak istiyorum. Niçin orada YPG’nin dışında gelişiyor? Gözükmüyorlar mı, yoklar mı, anlamak istiyorum” diyor ve bir sonraki görüşme için bu konuda bilgi istiyor.

Bu görüşmeden sonra 8 Şubat 2014’te yapılan bir görüşmede HDP Heyeti, Kandil’in Rojava konusunda AKP politikasına yönelik eleştiri ve kaygılarını Öcalan’a aktarır.

HDP Heyeti adına söz alan Baluken ile Öcalan arasında şöyle bir diyalog geçer:

İdris Baluken: Hakan Fidan’la görüşmemizde Rojava konusunda, KCK’nin stratejisini tekrar gözden geçirmesini istediğini özellikle aktardı.

Öcalan: (Sinirlendi) Nasıl yani, ne diyor?

İdris Baluken: PYD’nin Esad’la birlikte hareket ettiğini, muhalefet içinde yer almadığını düşünüyorlar.

Öcalan: (Sinirlenerek) Yalan söylüyorlar. Rojava’da bir sonuç alacaksa benimle görüşme yapacaklar. Ben oraya yirmi yılımı verdim. Kimse oraları benim kadar bilemez. Esad da beni ailece tanır. Esad’la işbirliği yapan asıl onlardı.

Konuşturmasınlar beni! Önce Esad ‘süper kardeş’ti. Öpüşmeler, sarılmalar, eşler düzeyinde ziyaretler falan. Sonra Esad düşman oldu. Küstahlıktır bu! Karar alamıyorlar. Ben dört yıl önce Emre Taner’e önerilerimi sundum. En uygun önerileri sundum. Çok büyük yanlış karar verdiler. Saygılı olup karar versinler. Öyle kandırmaya çalışmasınlar.

Bu görüşmenin gerçekleştirilmesinden sonra HDP Heyeti Ahmet Davutoğlu ile bir görüşme yaparak Suriye ve Rojava konusunda Öcalan ile görüşmeleri gerektiğini aktarır. Bu bilgi Öcalan’a 9 Mart 2014’te aktarılır. Öcalan, bu meselelerin Davutoğlu’nu aştığını ve kendisinin de bunun farkında olduğunu söyleyerek konuyu kapatır.

Nihayetinde İmralı’da devam eden görüşmeler karşılıklı olarak bu tür diyaloglarla devam eder. Bu süreç zarfında PYD Eş Genel Başkanı Salih Müslim’in Türkiye’ye gelişi, Kobanê saldırısı, Cenevre görüşmeleri, Barzani’nin Rojava politikası defalarca değerlendirme konusu olur.

İmralı sürecinin en önemli görüşmesi 27 Şubat 2015 tarihinde gerçekleşir. Bu görüşmede zaten bir sonraki gün açıklanan Dolmabahçe Mutabakatı hazırlanır.

Görüşmede, HDP Heyeti, hükümet ve Erdoğan ile yaptıkları görüşmeleri referans göstererek, “Tayyip Bey’in ‘Rojava benim kırmızıçizgimdir’ tutumunda bir değişiklik göstermediği” Öcalan’a aktarılır.

Bunun üzerine, Kamu Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu, araya girerek şöyle bir açıklamada bulunur:

KGM: Salih Müslim ile görüşüldü. İstedikleri önemli hususlar oldu. Cezire ile Afrin arasında bir koridor açılmasına katkıda bulunmamız ve kolaylaştırmamız istendi ve lojistik ihtiyaçların giderilmesine dair talepler görüşüldü. En önemlisi, irtibat noktası tesisi, yani temsilcilik. Kobanê ile Cezire arası koridor, Şenyurt-Dirbesiye kapısının açılması, STK’lara kolaylık göstermek, yüz jeneratör ve şartları değiştirecek geniş boyutlu ihtiyaçlar konuşuldu.

Öcalan bu cevaba gülerek, “Suriye ile ilgili olayın bütününe bakın isterseniz. Bu konu açıldığı için bitirelim ve diğer önemli gündemimize geçelim” diye bir yanıt verir.

Dolmabahçe Mutabakatı’nın görüşüldüğü süreçte (Şubat 2015) Şah Süleyman Türbesi’nin aktarılması için Öcalan ile görüşüldü. Öcalan, PYD’ye mesaj göndererek bu konuda yardımcı olmalarını istedi. Sırrı Süreyya Önder ‘İmralı Heyeti’ adına türbenin taşınması konusunda taraflar arasındaki görüşmeleri sağladı. Türk devleti adına bir heyet Kobanê’ye giderek YPG ile operasyonu planladı. Ve türbe taşındı. Öcalan Newroz 2015 mesajında bu operasyonu ‘Aşme ruhu’ olarak ifade etti. Öcalan, görüşmelerin başından itibaren Suriye’de ittifak ve demokratik çözüm çabasını bu cümleyle formüle etmiş oldu.

Etiketler: , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir