Çağırılan ruhla şaka olur mu?

Avrupa’da bilinen adıyla Ouija Board (Cadı tahtası) halk arasındaki tabiriyle ruh çağırma seansı olarak da adlandırılmaktadır. Genelde her kültürde o kültürün alfabesiyle harflerinin yazılı olduğu bir zemin üzerine de en az 2 kişinin el temasının olduğu bir nesne; hangi harf üzerine gidiyorsa, bu harfler not edilerek ruhani bir varlıkla iletişim kurulduğuna inanılır veya iddia edilir. İşte böyle bir ruh çağırma seansı ve sonrasında bir grup genç kızın başından geçen esrarengiz olaylar… Olaya şahit olan ve anlatan kişi şöyle diyor; “İnanmayanlarla sakın ruh çağırmayın!”

“1998 yazıydı bizim 7 kişilik kızlardan oluşan bir grubumuz vardı bir akşam annemlerin evde olmamasını fırsat bilip kızları eve davet edip parti vermeye karar verdim ve öyle de oldu. Yedik, içtik, eğlendik. Yasemin diye bir arkadaşım ortaya atlayarak ‘hadi ruh çağıralım’ dedi. Ben ne kadar olmaz desem de çoğunluk
istediği için karşı çıkamadım. Ama bir şartım var kimse dalga geçmeyecek ve ciddi olacak dedim. İçimizde böyle şeylere inanmayan sadece Yeliz adında bir arkadaş vardı. Neyse duamızı ettik ve çağırmaya başladık. (yazı üzerine fincan usulü) Ruh geldi ve fincan oynamaya başladı, hepimiz bayağı gerildik. Tam o sırada Filiz bize ‘hadi oradan siz oynatıyorsunuz fincanı, o zaman gerçekse bir şey yapsın’ dedi. O sırada hiç bir şey olmayınca bizimki iyice dalga geçmeye başladı, işte benimle çıkar mısın? Sevgilin var mı? Ne zaman öldün? diye söyleniyordu ki fincan oynamaya başladı ve söyle yazdı:

“Akşam bekle beni yanına geleceğim ve bana inanacaksın”

Biz tabi korkudan öleceğiz Yeliz, hala dalgasında. Hemen dua okuyup gönderdik. 1 saat daha oturduk kızlarla ve herkes eve dağıldı. Saat 04:00 civarları odamda sigara içiyordum, genelde o saatlerde mum yakarım odamda zaten korkudan uyumam da imkansızdı. Tam da o ruhu düşünürken camı biri tıkladı, ‘ne olur aç kapıyı beni içeri al’ diye ağlamalı bir ses, perdeyi araladım bir de ne göreyim Yeliz her yeri çizik ve kan içinde. Sessizce kapıyı açıp onu içeri aldım. Ne oldu dedim?

Onun ağzından aynen aktarıyorum:  “Eve geldim mutfağa girip kendime bir sandviç hazırladım sonra odama geldim koltuğun üstünde duran bebeğimin duvara dönük olduğunu gördüm ve yere düştü, rüzgar sandım. Hemen ardından camın tahta kapağı hızlı bir şekilde 3 defa çarptı. Yatağa oturdum ve dua etmeye başladım. O sırada üzerime bir ağırlık çöktü, bağıramadım sesim çıkmadı ve kımıldayamadım. 2-3 dakika sürdü, bitince evden çıkıp sana doğru koşarken sanki arkamdan birinin nefes sesini duyuyordum, o şey beni hızlı bir şekilde itti ve yerde yuvarlandım. Kalktım gene koştum ve sana geldim işte böyle oldu” lütfen kurtar beni diye yalvardı.

Ertesi gün, cami hocasına anlattık durumu, evde kimse yokken hoca okudu üfledi evi, sonra da her şey bitti. Daha sonra Yeliz’in söylediğine göre, 5 yaşında olan küçük kardeşi o gece annesine ablamın odasında biri var demiş ama annesi inanmamış.

Hayatımda yaşadığım en kötü olaylardan biriydi ama ilk de olmayacaktı…”

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir