“Bastır paranı, boşver vatanı…”

Bir dönem “Olacak O Kadar” ile gönüllerde taht kuran Levent Kırca, açtı ağzını yumdu gözünü… Sanat camiasından birçok ismi topa tutan usta oyuncu, Sezen Aksu’yu hükümeti desteklediği, Sinan Çetin’i Çankaya’dan çıkmadığı, Cem Yılmaz’ı sosyal mesaj vermediği için eleştirdi. Türkiye’nin çok zor bir dönemden geçtiğini de söyleyen Kırca, JÖNTÜRK’ün sorularını  yanıtladı.

Seçim sonrası ‘’Türkiye ameliyat masasında kaldı’’ yorumu yapmıştınız. Bu konuda biraz daha ayrıntıya girer misiniz?

Seçimler Türkiye için bir ameliyattı ve bu ameliyatta masada kaldı. Ben ve benim gibi düşünenler, bu seçimlerde, bunca somut üzücü örnek varken halk bunları görür ve bir şeyler değişir diye düşünüyorduk. Atatürk’ün ordusunu telef etmeye yönelik eylemler var. Askerler, subaylar, aydın insanlar hep içeriye alındı. Çoğu haksız yere içeride yatıyor ve suçlarının ne olduğunu bilmiyorlar. Heykeller yıkıldı, kültür merkezleri kapatıldı. Sanat darbe alıyor. CHP de hiçbir şeyin farkında değil, konuştuğun zaman şaşırıyorlar. Sezen Aksu’nun Başbakanı arayıp, açılım konusunda sonuna kadar desteklediğini söylediği bir dönemde CHP, Sezen Aksu’nun kapısını çalıp ‘’Bize seçim marşı hazırlar mısınız?’’ diyor. Ben bunu anlayamıyorum.

Türkiye daha önce de birçok evreden geçti. Geçmişi düşündüğümüzde, bu durum sizce ne derece kötü?

Bence Türkiye, bundan daha kötü bir şey yaşamadı. Ben 62 yaşındayım, bunca yıldır ilk defa Türkiye’yi böyle görüyorum. Daha önce hiç bu kadar sindirilmedik.

Uğur Dündar işten çıkarıldıktan sonra, siz de ‘’Uğurlar ölürse, uğursuzlar basar doğayı’’ yorumunu yapmışsınız.

Ben Uğur’u kafama çok taktım. Bu olay benim için çok önemli bir örnektir. Bahçene sahip çıkmazsan, bahçendeki özel çiçekleri korumazsan bir süre sonra bahçeni yabani otlar ele geçirir. Uğurlara sahip çıkmazsan, ülkeni yabani otlar ele geçirir. Böyle zor zamanlarda, halkı güldürebilmek zor olsa gerek? Gülmek, kötü hayat şartlarında daha ortaya çıkan bir şeydir. Tamamen ters orantılıdır. Savaş yıllarında, baskıların arttığı zamanlarda insanlar daha çok gülmek isterler ve böylelikle mizah gelişir. Mizah da bir silahtır. Mizah Cem Yılmaz değildir. Cem Yılmaz kötü mü, hayır değil. Geçen gün bir arkadaşım bana, ısrarla Cem Yılmaz’ın orkestra şefi olduğu bir videoyu izletti. Tamam esprilerini yapıyor ama esprilerin içinde hiçbir sosyal mesaj yok. Tabii öyle bir zamanda yaşıyoruz ki ülkenin herkese ihtiyacı var. Cem Yılmaz’a da, Müjdat Gezen’e de, Ali Poyrazoğlu’na da bu ülkenin ihtiyacı var. Cem Yılmaz’dan Ali Poyrazoğlu’na kadar her çağdaş sanatçı, taraf olup rengini belli etmek zorundadır. Rejimler mutlaka değişir.  Mesela kapitalizm bütün dünyada çökme aşamasında, diyalektik bir değişim var. Mevsimler değişmese de sadece yaz olsa, dünya alt üst olur. Bunun diyalektik bir balansı var. O balans kendiliğinden ayarlanır. Ne kadar karamsar olsak da değişecektir. İnsanlarımızın çoğu eğitimsiz, fakir halk çoğunlukta. Halk dediğimiz tabaka için Kemal Kılıçdaroğlu iktidarda olsa ne olur, Tayyip Erdoğan iktidarda olsa ne olur. Onlar için bir şey değişmeyecektir. Halkımız hep aç. Halk partisi iktidarlarında, genelde Türk halkı çok mutsuz olmuştur. Sosyal demokratlar kibirlidir, suratsızdır, kasıntıdır, gergindir. Halkımız, sıcak kanlı, güler yüzlü, samimi yöneticilere ihtiyaç duyuyor. Deniz Baykal gitti, Kemal Kılıçdaroğlu  geldi çok bir şey değişmedi. Ben de oyumu CHP’ye verdim. Seçim olsa yine oyumu CHP’ye veririm ama onları eleştirmekten de geri duramam. AKP eleştiriyi kabul etmiyor, peki CHP eleştiriyi kabul ediyor mu, hayır, CHP de kabul etmez.

Bedelli askerlik için, ‘’Bastır paranı, boşver vatanı’’ yorumunu yapmışsınız. Sizce bedelli askerlik ülkemiz için nasıl olacak?

Bedelli askerlik, belki bütçenin biraz açığını kapatır ama inanılmaz bir dengesizlik getirecektir. Zaten zenginler, çocuklarını doğuya yollamıyorlardı ki hep fakir fukara şehit oluyordu. Şimdi vatanı savunma işi, daha da yoğun bir şekilde fakir fukaranın üstüne kalıyor. Zengin parasını bastıracak askerliğe uğramayacak, fakir ‘’Vatan, Millet, Sakarya’’ deyip şehit olacak. Yine zavallı analar, insanlar tabutların başında ağlayacak. Olacak iş değil. Benim askerlik yaptığım dönemde bazı arkadaşlarım rapor aldılar ve askerlikten yırttılar. Benim de rapor alma imkanım vardı ama ben askerliğimi yaptım. O kadar doğruları savunurken, askerliğimi yapmadığım ortaya çıksaydı, ben kimseye bunu anlatamazdım. Nitekim o zaman rapor alıp askerlik yapmayan arkadaşlarımın, bugün döneklerin arasında olduğunu görüyorum. Kişisel menfaatleri için döneni, onlardan yana görüneni, sonradan onlardan olanı, iktidar çok iyi bilir. O nedenler büyük temizlik bittiğinde sıra o dönenlere de gelecektir. Kendi öz yandaşları kalıncaya kadar bu temizlik devam edecektir. İktidarın şu an bu döneklere ihtiyacı var ondan dokunmuyorlar. Cumhurbaşkanlığı köşkünden çıkmayanlar var. Bunlardan bir tanesi Salih Memecan bir tanesi de Sinan Çetin.

Silivri’yi ziyaretlerinizden birinde, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın da olduğu mahkeme sizi özellikle etkilemiş.

Evet, tahliyeler bekleniyodu ama maalesef olmadı. Mustafa Balbay’ın, annesini uzaktan teselli etme çabası ve Tuncay Özkan’ın kızının o üzgün hali çok duygulandırdı. Kendilerini bırakıp, ailelerini bir nebze de olsa teselli etme çabaları, bana çok dokundu.  Onlara sevgilerimi iletiyorum ve yürekten onların yanlarındayım ki onlar bunu zaten biliyorlar. Bence Silivri, bugün Türkiye’nin gündemde olması gereken  1 numaralı meselesidir. Çünkü Rejimle ilgilidir.

Yeni bir projeniz var mı?

Yazılarımdan yola çıkarak, tek kişilik bir oyun yapmayı planlıyorum. Gerçi yazılmamış bir kitabın taslağından dolayı içeri alınıyorsa beni de oynamadığım bir oyundan dolayı içeri alabilirler. Ben de içeridekiler kadar suçsuzum. Suçum suçsuz olmak. Götürürlerse de şaşırmam. İçerdekiler darbe yapacaklamış da neden yapabilecek durumdayken yapmamışlar. Darbe yapacak dedikleri kişilerin yaşları limitin üstünde, hasta, yatalak durumda olanlar var. Sorumuza gelirsek, bir engel  çıkmazsa oyunumu hazırlamaya başlacağım.

Özel hayatınız ne durumda? Sevgilimle her şey güzel gidiyor, mutluyuz. Ortak yönlerimizin olması, paylaşımlarımızı çoğaltıyor. Mesela sevgilim de, ben de hayvanları çok seviyoruz.

Evlilik düşünüyor musunuz?

Ben evlenmeyi, birlikte yaşamayı isterim ama O istemiyor. Onu da anlıyorum. Çocuklarına karşı sorumlulukları var. Çocukları burada yaşamayı  istemeyebilir.

Sizin çocuklarınızla aranız nasıl?

İlk eşimden olan çocuklarla sık görüşebiliyorum ama ikinci eşimden (Oya Başar) olan çocuklarımla pek görüşemiyorum. Bana biraz uzaklar. Çok da özledim.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir