ABD ve İsrail’in Türkiye’yi “Sarı Oda”ya çekme planı

Hem Trump’ın Ulusal Güvenlik danışmanı John Bolton’un hem de ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Ortadoğu’da yaptıkları/yapacakları temaslarda ana konu İran’a diz çöktürmek…

Pompeo, sırasıyla Ürdün, Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan, Umman ve Kuveyt’e gerçekleştireceği ziyaret öncesinde bunu açıkça dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanı, ana önceliklerinin İran’a diz çöktürmek ve de bu ülkenin Suriye’deki etkisini sıfırlamak olduğunu söyledi.

John Bolton da, Türkiye’ye gelmeden önce temaslarda bulunduğu İsrail’de özellikle İran konusu üzerine durdu.

Şimdi burada bir parantez açalım ve biraz gerilere gidelim.

İsrail 1958 yılında bir planı devreye soktu. Buna göre çevresindeki düşmanlarının (Araplar) etkisini kırmak için “Çevre İttifakı” adı verilen bu plandı. İsrail, planın birinci aşaması olarak Türkiye ve İran (Kuzey Üçgeni), ikinci aşama ise Sudan ve Etiyopya (Güney Üçgeni) ile ittifak kurmayı hedefliyordu.

Ve Türkiye, İsrail, İran arasında 1958 yılının Ağustosu’nda İbranice Kalil, İngilizce Trident (Gladyötörlerin üç uçlu mızrağı) adıyla Kuzey Üçgeni oluşturuluyor. Anlaşmaya Türkiye adına dönemin başbakanı Adnan Menderes imza atıyor.

Trident, tamamen istihbarat paylaşımına yönelik bir oluşum gibi görünüyor, ancak İsrail’in amacı özellikle Orta Doğu’daki Arap düşmanlarına hem de dönemin SSCB’sine “bak ben burada yalnız değilim” mesajı vermek. İsrail anlaşmayı sağlamak için Türkiye’yi özellikle “Suriye ve diğer Arap ülkeleriyle ilgili istihbarat vereceğiz”, “Ermeni ve Rum lobisine karşı ABD’de Musevi lobisi devreye girecek” diyerek yemliyor (ABD’deki lobi faaliyeti vaadine ilk başta İsrail’in kendisi bile inanmıyor).

İsrail, anlaşma sonrasında durumu ABD’ye de bildiriyor ve CIA, Trident’i destekleme kararı alıyor. Trident Merkezi olarak Tel Aviv’in kuzeyinde iki bina inşa ediliyor ve inşaat maliyeti CIA tarafından karşılanıyor. Binada İran için mavi Türkiye için ise sarı odalar oluşturuluyor. Nitekim bu sarı odalara Türkiye’den istihbaratçılar gönderiliyor (Mehmet Eymür’ün babası, Hiram Abbas bunlardan bazıları).

Trident, yılda iki kez dönüşümlü olarak anlaşmada imzası olan ülkelerde veya belirlenen başka bir ülkede toplanıyor. Toplantıda, istihbarat paylaşımı yapılıyor, ancak İsrail’in verdiklerine karşılık Türkiye ve İran’ın verdikleri hep daha fazla oluyor.

Anlaşmayı, bırakın imzacı ülkelerin yönetim kademesini, bu ülkelerde bilenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Bu durum Mossad raporunda da yer alıyor. Raporda, Bir Mossad ajanının Türkiye’den üst düzey iki dışişleri personeli (ki bu görüşmelerden birisi 2010 yılında Tel Aviv’deki Türk Büyükelçiliğinde görevli bir personel ile- Utanmasınlar diye adlarını gizliyoruz) yaptığı görüşmeden sonra “Trident’ten haberleri yok” diye bilgi gönderdiğine yer veriliyor.

Trident, üçlü olarak 1979 yılında Şah’ın devrilmesine kadar sürüyor. İran’da Humeyni’nin iktidara gelmesi ile birlikte İsrail ve Türkiye, inişli çıkışlı da olsa anlaşmaya bağlı kalıyorlar. Anlaşma uyarınca, Mossad, Türkiye’de bir üs kuruyor ve istihbarat faaliyetlerinde bulunuyor. Türkiye’den de birçok sivil ve askeri istihbaratçı Tel Aviv’e gidip sarı odalarda eğitim görüyor.

Türkiye ile Sarı Oda’daki ilişkiler 2010 yılına kadar bir şekilde sürüyor…

İşte Bolton’un ve Pompeo’nun yukarıda bahsettiğimiz planın bugüne uyarlanmış hali var.

Burada hedef İran ve Türkiye dahil Mısır ve diğer Arap ülkelerinin de böyle bir anlaşmada yer alması isteniyor.

Tabii bu ülkeleri böyle bir oluşama razı etmek içinde hepsi için birer tutam bal hazırlanmış durumda.

Türkiye’ye Suriye’nin kuzeyinde sınırlı bir operasyon, Araplara, Işid’in çekildiği bölgelerin inşaası vaatleri vb…

Pompeo’nun bazı detaylarını açık ettiği bu palana göre, ABD Suriye’de IŞİD’in çekildiği bölgeler için 200 milyon dolar ayırmış durumda. Yapacağı ziyaretlerde Araplar’dan 300 milyon dolarlık bir fon oluşturmalarını isteyecek.

Söz konusu plana Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın olumlu baktığı biliniyor.

Evet, bu temasların arka planında bunlar yatıyor.

Bakalım, özellikle Rusya’ya rağmen nasıl işleyecek bu plan?

Bir cevap yazın

Epostanız kesinlikle paylaşılmayacak ve yayımlanmayacaktır.

*

Sayfa Başı